İdeal Kolon Nasıl Olmalıdır ?

Ülkemizde son yıllarda artan depremler, bizlere bir kez daha deprem bölgesi üzerinde yaşadığımızı hatırlattı. Daha şiddetli depremler meydana gelen ülkelerde can kaybı bir elin parmaklarını geçmezken maalesef ülkemizde maddi emeller, insan hayatının öneminin önüne geçiyor.

Deprem, yer kabuğundaki kırılmalarla ortaya çıkan enerjinin sismik dalgalar halinde yeryüzünü sarsması olayıdır. Bu sarsılmalardan, yaşadığımız binaları koruyacak olan temel etkenlerden biri ise kolon yapısıdır. Bir yapının çökmesi o yapıda bulunan kolonların hasar görmesiyle meydana gelmektedir. Kolonlardaki hasarı en aza indirmek ise meydana gelen gerilmeyi en uygun şekilde dağıtmakla sağlanabilir.

Mekanik biliminin bir alt kolu olan mukavemet bilimine göre, en homojen gerilme dağılışı daire kesitli elemanlarda sağlanabilmektedir. AVM gibi büyük yapıların kolonları genellikle daire şeklinde inşa edilmektedir. Fakat oturduğumuz binalarda, yapımı zor ve maliyetli olduğundan daire şekilli kolon yerine dikdörtgensel kolon tercih edilmektedir. Dikdörtgensel kolonlarda en-boy uzunluklarının birbirine yakınlığı gerilmenin homojen dağılışını etkileyen en önemli etkendir. Bu durumda kare şeklinde tasarlanacak kolonlar deprem anında yüksek dayanım sağlayacaktır.

Kolonun sağlamlığı geometrik yapısına bağlı olduğu kadar kullanılan malzeme de oldukça önemlidir. Oluşan deprem enerjisi ancak malzemenin sünekliği ile sönümlendirilebilir. Bu sünekliği yapıya kazandırmak için nervürlü inşaat çeliği tercih edilmektedir. Halk arasında ve dolayısıyla piyasada inşaat demiri olarak geçse de bu malzeme aslında düşük karbonlu çeliktir. Malzemede bulunan homojen çıkıntılar beton ve inşaat çeliğinin aderansını arttırır. Bu artış, deprem anında hayat kurtarıcı bir etkendir.

Nervürlü inşaat çeliği ön gerilmeli olarak üretilir. Bu üretim sırasında oluşan çukurcukları kapatmak için malzeme bir kat çelikle kaplanır ki bu durum sayesinde aderansı arttıracak çentikler meydana gelir. İstenen mukavemet değerine göre farklı kalınlıklarda ve silindirik formda üretilen bu malzemeyle betonun çekme mukavemeti arttırılmış olur.

Beton; yapının ana hattını oluşturan, çimento, su, agrega (kum, çakıl taşı, taş) ve katkı malzemelerinden oluşan bir kompozit malzemedir. Genel olarak inşaatlarda C25, C30, C35 isimli betonlar kullanılmaktadır. Bu üç tip malzeme içinde depreme karşı en dayanıklı olan malzeme C35’tir. 1 santimetrekarelik kesiti 325 kg yüke dayanabilir.

Tüm bu etkenler, uygun toprak yapısı vb. gibi diğer gerekliliklerle birleştirildiğinde depreme dayanıklı yapılar inşa edilmiş olur. Unutulmamalıdır ki; deprem değil, ihmal öldürür.

 

Berke GÜLTEKİN

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği

Marmara Üniversitesi

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir